NUR SANATI

KUR'AN A YAŞ SINIRI KOYMAK ZULÜMDÜR…!

BAŞ YAZI – Değerli Tarihçi Ayşe Hür’ün Bediüzzaman Yazısı Hakkında

       AYŞE HÜR’ÜN BEDİÜZZAMAN YAZISI

       Bu yazı bir Risale-i Nur talebesi olarak şahsi his ve düşüncelerimi  ifade etmektedir. Bu yazı ile ukalalık yapmak değil bazı kavramlar üzerinde müsbet bir tartışma başlatmak arzusundayım. Ve tabi Ayşe Hür hanımefendinin özenle kaleme aldığı iki yazılık Bediüzzaman dizisine bazı itirazlarımı aktarıyorum.

       Bir tarihçiden geçmiş zamanlara ait belgeleri bulup insanlara sunmasını  beklerim. Bunun içerisinde tarihçinin bir yorumu yoktur. Belgeye dayanan objektif bir yaklaşımdır bu. Ama bir entelektüelden bir sentez bir yorum beklerim. Bir arı gibi türlü çiçeklerden topladığı  özlerle bal yapmaya benzer bu.

       Aydın kişi harfler hükmünde olan küçük olayları birleştirip onlardan manalı bir kelime ve duygu dolu bir cümle çıkarabilendir. Laf arıdan açılmışken şöyle desem, acaba balı yapan arının bunu kendi hayvani ihtiyaçlarının bir sonucu ve tesadüf eseri bir saçmalık olduğu sonucunu peydahlayan ve bunu türlü kimyevi ve biyolojik demogojilerle süsleyen biri aydın olabilir mi? O zaman, hiçbir kimya,biyoloji,uçuş,gıda,hijyen,harp,tıp,eczacılık eğitimi almamış bir sineğin nasıl olup da insanların çok büyük bir ihtiyacına acır gibi cevap verip imdadına koşarak dünyanın en şifalı ve lezzetli maddelerinden birini ürettiğini ve üstelik nasıl olup da bütün bunları birkaç hafta veya ay zarfında mükemmel derecede yapabildiği hakikatini nasıl açıklayabilecektir bu sözde aydın kişi?

       Aydın kişi Ay’ın yarıldığını gördüğünde bunun mucize olduğunu teslim eden kişidir. Aydın kişi karın içinde açan kardelenleri, karanlığı parçalayıp gelen günü ve o ışığı  örten karanlığı ve bir ateş küresi olan Güneş’in bir sineğe hizmet ettiği gerçeğini, ve gece karanlığında avını bulan yarasayı ve taşın üzerinde açan bir çiçeği ve çölde yaşayan bir canı gördüğünde evet tüm bu olumsuzluklar içinde tüm bu adem uçurumları arasında hayatı irade edip yaşatan bir mucizeyi, teslim eden kişidir aydın.

       Mesela Allah demenin yasak olduğu bir dönemde mutlak siyasi iradenin tamamen kendisine düşman ve hasım olduğu bir dönemde beş parasız, aç, ışıksız, kütüphanesiz, zahiren korumasız, tek başına bir ihtiyarın dehre meydan okuduğunu gören, davasını ne olursa olsun zamanın ejderhaları karşısında bir başıyla muhafaza ettiğini gören eğer aydınsa, evet bu sıradan ve adi bir hadise değildir bu Allah’ın yarattığı bir mucizedir demelidir –yani arının bal yapması gibi bir mucize(bir peygamberin gösterdiği mucize manasında değil)- saygısını ifade etmelidir. Eğer aydın değil de sadece bir tarihçiyse belgelerini getirmeli ve susmalıdır.

Bu girizgahtan sonra Üstad Bediüzzaman Said Nursi hakkında bir dizi yazı kaleme alan Ayşe Hür hanımefendinin yazısına ilişkin bazı düzeltmeler yapmak istiyorum.

  1. Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatının hiçbir döneminde tarikat dersi vermediğini Tarihçiler değil sağır sultan bile duymuştur. Acaba Üstad’ın talebelerine “Mürit” demenin sebebi nedir? “Mürit” değil, “talebe”.
  2. Bence “patavatsızlığa varan cesaret” tamlamasını tefsir eden şey ömründe hediye dahi kabul etmeden, evlenmeden, iyi kötü elinden geldiği, kadar tüm mevcudiyetini halkının selameti uğrunda tüketen bir dava adamının sırlı ve bu davanın gönüllülerinin gönüllerinde çözülen şifreli hal ve hareketlerine “patavatsızlığa varan cesaret” demektir.
  3. Bediüzzaman “mucize” gösterdiğini nerede söylemiştir? Bu gerçek değildir…
  4. Bediüzzaman’ın yaşadığı olaylarda var olduğunu iddia ettiğiniz “teşkilat-ı mahsusa ruhu” nedir?  Bediüzzamanın harekatını nasıl bu ruh üzerine bina ediyorsunuz? Eğer Bediüzzaman’ın harekatındaki muharrik unsur bu ruhsa, Osmanlı’nın devrilip gittiği ruhunun bile recmedildiği Cumhuriyet devrinde Bediüzzaman’ın davasından yani iman ve Kur’ana hizmet davasından en ufak bir taviz vermemesini nasıl açıklıyorsunuz?
  5. A.H.:“İnkılab-ı ruhiye”. Cevap:  Bu,“ruhi bir devrim” demektir. İnkılab bunalım manasına gelmez.
  6. A.H.: “Bu karşılanıştan cesaretlenmiş olmalı ki,”. Cevap: Bediüzzaman’ın hayatının şehadetiyle bir hadise karşısında söylenmesi icap eden bir söz varsa bu sözü söyleyebilmek için “cesaretlenmek” onun için bir şart asla olmamıştır. Zira “Elimde iki hayatı tutmuşum.Biri dünya biri ahret. Tek hayatlı olanlar karşıma çıkmasın.”, “Ey efendiler bilirim ki hak noktasında mağlup olduğunuz vakit kuvvete müracaat edersiniz. Bilin ki dünyayı başıma ateş yapsanız hakikati-i Kuraniyeye ve İslamiyeye feda olan bu başı zındıkaya eğmem.” diyen ve hakikat uğrunda ölümü ve cehennemin tehdidini bile küçümseyecek derecede korkusuz bir kahraman hakkında onu günümüzde çok sık rastlanan tatlı su fedailerine benzetmek en hafif tabirle çok şen’i bir haksızlıktır gadirdir. O meclis beyannamesi  lüzumlu olduğu için söylenmiştir.
  7. A.H.:”Mustafa Kemal Said Nursi’nin gönlünü almış.” Cevap: Dünyada Bedizzaman’nın gönlünü alabilecek en son kişi Mustafa Kemal’dir diyemem çünkü Mustafa Kemal en son da olsa o kişi olmaz. Ancak “tarziye” vermiştir. Bu da sizin dediğinizden çok özür dilemek manasındadır.
  8. A.H.:”(Van’a giden) Tren biletini kendi iradesiyle mi aldı, yoksa Ankara mı eline verdi derseniz, bana ikincisi gibi geliyor.”  Cevap: Bediüzzaman’ı okuyanlar bilirler ki şualar adlı cihanbaha eserinde Hazret, Van’a kendi isteğiyle döndüğünü imani bir mücadeleyi Kur’an esası üzerine başlatmak maksadıyla kasıtlı olarak döndüğünü açıklar.
  9. A.H.:” 11 ay hapse mahkum edilmekten kurtulamadı.” Cevap: Bediüzzaman’ın hapisten “yırtmak” yada “kurtulmak” gibi bir derdi yoktur. Onun mücadelesi bir nefis mücadelesi değil bir dava mücadelesidir. Kaldı ki derdi “kurtulmak” olsaydı “Risale-i Nur kainatı ilgilendiren devasa bir hadisedir. Eğer cezayı gerektiren bir durum varsa bunun 11 ay gibi “at hırsızlarına” “kız kaçırıcılarına” verilen bir ceza ile sonuçlanmaması gerekir ya idamımızı ya beraetimizi istiyoruz.” Bil-mana sözleriyle aktardığım hakikatı Bediüzzaman’ın “bildiğiniz” ya da “zannettiğiniz” gibi biri olmadığını ortaya koyar.
  10. A.H.:“Okuma oranlarının %35 olduğu düşünülürse,” Soru: Latince mi Osmanlıca mı?
  11. A.H.:”Bu sefer devlet bonkör davranmış, 400 lira harcırah vermişti.” Cevap: “Bonkör davranma” kelimesinden devletin yaptığı bir işten ziyade Bediüzzaman’ın üzerinde “Bonkör”lük yapılabilecek bir şahıs olduğu izlenimini aldım. Said Halim Paşa yalısını sizin de yazınızda bahsettiğiniz maaş, mebusluk gibi dünyevi nimetleri reddeden hatta Darül Hikmetten aldığı maaşla kitap bastırıp bedava dağıtan,hayatını ve iki cihan saadetini yani cennetini bile insanlarının iman selameti için feda edebilecek bir insana “Bonkör” davranabilecek tek kişi Allah ve Resulüdür. Devletin ne haddine…
  12. A.H.:”Bediüzzaman’ın başını çektiği İslamcı hareket.” Cevap: “İslamcı hareket” İslamiyet’in kendisini netice veren İman ve Kur’ana hizmet etmek ve insanların iç düyasını iman ile nurlandırmaksa evet Bediüzzaman’ın hareketine belki “İslamcı” denebilir. Ama eğer bugün yaygın olarak anlaşılan manasıyla “İslam-satan” veya vurup kıran radikal bir cereyan kasdediliyorsa alakası yoktur.
  13. Ermeni meselesiyle ilgilidir. Bu meseledeki itirazım daha ehil kalemlerden dile getirilecektir ümidindeyim.
Reklamlar

55 Yanıt to “BAŞ YAZI – Değerli Tarihçi Ayşe Hür’ün Bediüzzaman Yazısı Hakkında”

  1. hakan said

    Bir hizmet; ancak bu kadar güzel ve veciz ifadelerle başlatılabilirdi….
    Rabbim yardımcınız olsun, Muvaffak eylesin inşallah. Nur’un Sanatını sevdirmeniz dileğiyle…
    Selametle…

  2. burhan balaban said

    bir büyük davaya hizmet maksadı ile çıktığın bu yolda allah cc muavfak etsin.yüce mevlam utandırmasın.amin

  3. hamza aslan said

    bu yazılar davaya sadakat noktasında bazırlarını iyi düşündürmelidir. cenab-ı hak yardımcınız olsun. selametle…

  4. ~ Ehlisünnetgülü ~ said

    Selamun Aleyküm,
    basarilarinizin devamini dilerim
    Selametle

  5. yüksel bozkurt said

    kardeşim ben 60 yaşında emekli bir mühendisim.yüz yıllarca dünyada islamın bayraktarlığını yapmış bu necip milletin karşılaştığı zulüm ve her yerde kendini gösteren baskı,dayatma ve çirkinlikler hayatımın bu son deminde beni ve benim gibileri çok mutsuz ve huzursuz ediyor.Allah razı olsun ki siz varsınız.evet ümitvar olunuz,istikbal islamındır!selamlar…

  6. osman said

    çok güzel yazmışşsın kardeşim yalnız

    bu durumda çözüm önerileri getirmemişsin çözüm terk etmek değildir terk etmek kaçmaktır
    sahabiler nasıl küfrün içinde canla başla mücedele ettilerse bizde öyle mücadele etmeliyiz
    ama tabi önce imanını muhafaza ederek
    sırat-ı müstakimde giderek
    ne mücadele edeceğim diye davandan taviz ver
    nede durum vahim diye içlerine girme bence ikiside yanlış
    selam ve dua ile

  7. ahmet bahtiyar said

    osman kardeşime sormak lazım bu iş nasıl olacak diye söylemesi kolay acaba girmişde başarılı olmuşmu taktikleri varmı yoksa dışardan mı konuşuyor taktikleri varsa merak ediyorum denge nasıl olacak diye
    bu arada barboros kardeşimide tebrik ediyorum ALLAH MUVAFFAK ETSİN

  8. said nur ar said

    barbaros kardeşimden allah razı olsunve tefrigatını artırsın
    ustat haz. ne zeman yüz çevirmiş.arap ata sözü der:oğul kaybederse babada kaybeder.biz bu veli zatların manevi oğlu sayılırız inşallah.bunların tahakkumunden kurtulmanın yolu bence vaşladığın işi bitirmekten geçiyor.barbaros kardeşimin dediği
    bir dereceden doğrudur.bunlar kendi düzenleri içun her turlu yalan iftiralaşma kadrosu kurarlar lakin geri çekilmek demek kabul etmek demektir.olay,zaman ve mekanların aynı anda üstüne gitmek gerekir.

  9. yüksekovadan ferdi beşer said

    iman kardeşim allah senden razı olsun.bu güzel iman gerçeklerimiz bi nebzede olsa verebildiğin için çok teşakkür ediyorum.bu kendini ve allahı daha iyi atanımak isteyenler için büyük bir lütuftur.seni özlüyorum

  10. yüksekovadan ferdi beşer said

    iman kardeşim allah senden razı olsun.bu güzel iman gerçeklerimizi bi nebzede olsa verebildiğin için çok teşakkür ediyorum.bu kendini ve allahı daha iyi tanımak isteyenler için büyük bir lütuftur.seni özlüyorum

  11. nil said

    ben bu siteye kpss soruları var diye girdim ama hiç bir şey bulamadım aradığım konu ile ilgili neden insanları kandırıyorsunuz

  12. nil kpss sorularına sol üstteki kategoriler bölümünden ulaşabilirsin.2007 kpss ve önceki yıllarda çıkan bazı sorular o bölümde var.

  13. hasan said

    Listen to quran http://www.listentoquran.net http://www.abdussamed.info

    http://www.listentoquran.net
    http://www.abdussamed.info
    http://www.ilahidinle.us
    http://www.kurandinle.org
    http://www.arabaoyunlari.info

  14. hasan said

    Sesli risale i nur dinle http://www.seslirisaleinur.com

  15. atakan said

    arkadaşlar, bu milletin nesi neciptir, insaf, küfür ehline benzemeyin. Milliyetçilik küfürdür, said de kürd’tür. tevbe edin’

  16. atakan, milletimiz islamiyettir.türklük ve kürtlükte “islam” olmak o ırktan olmaktan daha önde gelir.

    müslüman olmayan hakiki türk olmadığı gibi hakiki kürt de olamaz.

    ayrıca bin yıl islamiyete sayısız hizmetler etme şerefine türk milleti çokça nail olmuştur elhamdülillah.bu vakıa necip olmanın bir işaretidir.

  17. sliha87 said

    merhaba barbaros kardeşim,
    hakikaten sitenin içeriği oldukça zengin ve güzel.
    verimli paylaşım ve faidelenmelere vesile olacak inş.
    başarılar dilerim.
    baki muhabbet ve dua ile..

  18. w3bmaster said

    allah razı olsun kardeşim.. siteniz çok güzel olmuş.. insan vakit geçirirken hiç sıkılmıyor.. allah yolunuzu açık etsin..

  19. Allah Razı Olsun.. Çok Güzel ve Temiz Bir Ortam Oluşturmuşsunuz.. Paylaşımlarınız Çok Faydalı..

  20. Teşekkürrler..

  21. mahkum said

    allah emegı gecen her kesten razı olsun.allahın selamı ve rahmetı uzerınıze olsun.

  22. alanya said

    Çok yararlı bir site olmuş

  23. Teşekkürlerimi iletiyorumm..

  24. Modaci said

    Allah Razı olsun Kardeşim…

  25. Allah Razı Olsun.. Sağlıcakla Kalın..

  26. teşekkürler..

  27. allah razı olsun.

  28. teşekkür ederim.

  29. nickler said

    çok güzel sağolun

  30. george bush said

    askere ılerı gerı konusanlar ıyıce azıttılar.turkıyenın haltını yedınız satılmadık toprak bırakmadınız ABD ye yandaslık ettınız.emnıyetı cemaate ehlıne bıraktınız bır tek saglam kurum asker kaldı onuda ahlaksız konusmalarınız yıpratma polıtakalarınızla cokertmeye calısıyorsunuz.ama bız azız turk mılletı bızde bu ergenekon destanında oldugu gıbı bızde bu ergenekon ruhu varken bız bu vatanı sızın gıbı vampırlere yem etmeyız.

  31. george bush said

    bız ıslamıyetı nur cemaatınden mı ogrenecegız.ALLAH tek Peygamber hak . Ugruna canlar yaktıgınız kan akıttıgınız fethullah gulen hoca efendınız amerıkada george bush un dızının dıbınden nıye ayrılamıyor.fethullah gulen hoca efendınızın 35 yıllık hayat arkadası cemaate onderlık etmıs tum okullarını yurt ıcı ve yurt dısında acmakta hızmette bulunmus.NURETTIN VEREN den daha mı ıyı bılıyorsunuz?nur cemaatı duygularınızı kendınıze saklayın.artık gerceklerı gorun tavsıyede bulunuyorum anlamak ıstemıyecegınızı bıle bıle…

  32. bu sitenin fethullah gülenle hiç bir alakası yoktur.tıpkı fethullah gülenin nurculukla alakası olmadığı gibi.

    aslında yazınızdaki yanlışlar o kadar fazla ki düzeltilecek tarafı da yok ama ben yine de fikirlere saygı duyduğum için yorumları silmiyorum bu sebeple yanlışları düzeltme ihtiyacı hissettim.

    değerli kardeşim ben de bu vatanın evladıyım.benim de dedelerim bu vatan için can verdi.sorarım sana acaba iki gündür taraf gazetesinde abdülkadir aygan denilen jitem itirafcısının yaptığı açıklamaları takip ediyor musun?

    bu devlet içinde örgütlenen suç şebekeleri kanunsuzluğu şiar edinmişler. mahkemelerin beraat ettirdiği veya herhangibir suçu olmayan insanların kafasını sıkıp kuyularda boğmuşlar.bunu yapanlar bizim maaşımızı yiyen resmi devlet memurları ve asker ünvanı taşıyan bazı soysuzlar.

    biraz akıllı olun.adalet herkese lazım.bu vatanın kurtarıcılardan kurtulması lazım.terörle mücadele adında yüzlerce sivil masum insan yakıldı katledildi.şimdi taraf gazetesi bu yazıları yazınca mi suçlu oluyor?

    şunu da söyliyeyim ben nurcuyum ama nurculuk asla devlet yapılanmasını ele geçirmeye çalışmaz.siyasete ve bürokrasiye bulaşmamamız konusunda bizzat Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin uyarısı vardır.Gerçek nurcular alemin kurtulması için asla siyasetten ve bürokrasiden medet beklemez.Nurcuların tek davası vardır öncelikle bu vatan insanının sonra da bütün insanlığın imanını kurtarmaktır.

    bu bilgiler ışığında gülen cemaatinin devlet kurumlarını işgal etmesine(eğer böyle birşey gerçekten doğruysa)karşıyım kınıyorum.

    Nurculukta memuriyet bir meslek olarak tavsiye edilmez bile.

    sen bu yorumu yazan kardeşim maaşlı askerinin senin hizmetkarının keyfine göre yargısız infazlar yapmasını basını tehdit etmesini her on yılda bir senin seçtiğin meşru idareyi devirmesini devirmesede iğdiş etmesini ister misin?

    akıllı olun ordu bu milletin hizmetkarı olmalı.halkın karşısında konuşurken edebini bilmeli.benim kanımla benim malımla millete artislik yapmamalı.

    unutma sen de veya senin yakınlarından biri de derin devlet ve askerin içinde örgütlenen bu terör mekanizması tarafından yargısız bir biçimde infaz edilseydi şu anda hak ve adalet arıyor olacaktın.

    akıllı olun.

    şunu da söyliyeyim bu ordunun ve vatanın da hizmetkarıyım ama gerçek mehmetçiğin ve hakiki bu vatan insanının…

    • DİLEK AĞDUK said

      devlet kurumlarını işgal derken?
      Bu vatanın öz evlatlarını kendi devletinin kurumlarında görev almaktan kim alıkoyabilir?
      Hocaefendinin sevenlerinden olmak devletini milletini sevmeyi niçin engel kılsın?
      Kendi öz devletine sızmak gibi bir durumdan bahsetmek ne kadar yakışık alır?

      Siz nur’u sevmek ne demektir,henüz anlayamamışsınız.Husumetten,muhabbet fedailiğine vakit bulmanız zor olacak galiba…:(

  33. YURTANSESLER said

    Türkiye’de yaşamıyorsun.Ancak türkiye’yi haritada gösteremeyenler bu yazdıklarıza inanabilir.Bir kere bu adam bir tarikat lideri bunu Cemil Çicek bile itiraf etti.Aynen şöyle dedi.’Bu cemaatin isteklerinden de bıktım artı’.Bir tarikat yada cemaat ülkenin adlet bakanından defalarca hangi isteklerde bulunabilir.Bunu hangi organize güçlerle yapabilir.Bunlar ülkenin yargısında,siyasetinde,emniyetinde bütün kurumlarında örgütlü bir şeklde varlar.Fethullah cemaati adı altında birlikte bir amaç için çalışıyorlar.Bunu bütün Dünya biliyor.Sağ ve solda siyaset yapan devlet adamlarımız biliyor,halk biliyor.Ben ünüiversitedeyim bizim sınıfta bile cemaat evlerinde kalan fettullahçı çocuklar var.Adamlar kendi ağzıyla söylüyor Fetullah Hocâ’nın cemaatinden olduklarını.Hepsinin birleştiği tek şey hatta bunların bir araya gelme sebebi Mustafa Kemal Atatürk ‘e olan düşmanlıklarıdır.Laik devlet yapısına ve cumhuriyet rejimine olan husumetleridir. Fetullah Gülen’in bu işlere bulaşmadığını açıklamaya yetmez ki.Bir insan hakkında doğru veya yanlış bir sürü söz söyleyebiilirsin.Hatta bunun yanlış olduğunu mahkeme kararıylada kanıtlayabilirsin.Fetullah gülen olayı bir kaç kaseti alıp merkeze yada mahkemeye götürecek kadar basit bir olay değil ki. Sadece bunları göz önünde bulundurarak bu adam sütten çıkma ak kaşık diyemeyiz.Bu adamın laik Türkiye cumhuriyeti’nin düşmanı olduğunu,karşı devrim yapmak için devlet kadrolarında örgütlendiğini kendisine en yakın hatta cemaatin ikinci adamı olan Nurettin Veren söylüyor.O zaman sağ kolumuzdu şimdi bunları söyledi ya satılmış olur değil mi.Arkadaşlar yazdıklarınaza göre sizler cumhuriyete inanan biri olmalısınız.inşallah öyledir ki, cemaatinde inandığını yazıyorsun.Ama göstergeler o yönde değil.Bir kere bu adam cami hocalığından bu konumuna nasıl geldi.Dersaneler,yurtlar,Dünya üzerindeki okullar kimin eseri.Bu kadar oluşumu bir araya bir kaç kişi getiremez. Bu bir örgüt işi.Ben üç ayrı üniversitenin öğrenciliğini yaptım.Hepsinde de samimiyetimle söylüyorum en büyük en gösterişli yurtlar fetullah yurtları diye bilinen yurtlardı.Bu para nerden geliyor.Kim finanse ediyor.Hepte yoksul, biçare ailelerin çocuklarını kullanıyorlar.Bu adamların bir hedefi yoksa,bir amaç doğrultusunda insan yetiştirmiyorlarsa bu yurtlarda kalan gençler neden hep aynı dünya görüşüne sahip,yada bunun için zorlanıyorlar.Kendileri gibi düşünmeyen biri bilmeden yada bilerek yurtlarında kaldıklarında neden çocuğun üzerinde baskı kurıyorlar.Neden hepsi siyasal islam yelpazesi altında toplanıp acımasızca kör bir atatürk düşmanlığı yapıyorlar.Tesadüfen mi hepsi aynı yurtlarda kalıyorlar.bu gerçekten çok düşündürücü.Ben sana okuduklalrımı değil yaşadıklarımı yazıyorum.Artık bunlarda inandırıcı değilse senin için yine aynı doğrultuda mesaj yazmaya devam edin.Fetullah gülen şimdi suçsuz konumdadır.Düşünce özgürlüğü bağlamında suç işleyecek konumda değildir.Bu yasa suç olmaktan çıkarılmıştır.Pekala neden ülkesine dönmüyor.Ne yapıyor Amerik’da.Aklımın yettiği ve düşünebildiğim kadarıyla Dünya’yı tek elden yönetmeye soyunan bir Amerika, Türkiye’de bu denli güçlü bir konuma sahip tarikat liderini boşa tutmaz.Hadi olaya din penceresinden bakalım.Irakta taş üstünde taş ayak üstünde baş bırakmayan o kadar ‘din kardeşimizin’ kanını akıtan Amerika da nasıl durabiliyor.Yüreği acımıyor mu acaba?Benim burda içim acıyor.Amerika’nın orda yaptıklarına.Lanet ediyorum.1980 li, yıllarda fetullah hoca’nın bu işlere yeni yeni soyunduğu yıllarda Erbakan’a ülkenin rejimini değiştirecek, devlet kurumlarına sızacak gizli bir örgüt kuralım diye bir teklifte bulunur.Erbakan bu işlerin öyle olmayacağını yanlış bir yol olduğunu açıklamaya çalışır.Erbakan hoca sonra refah partisini kurar.Daha sonra yolları ayrılır.Şimdi bana Erbakan hoca da cumhuriyete,laikliğe atatür’e inanan biriydi diye söylenme.Neyin doğru neyin yanlış olduğunu tarih gösterecektir.Kıssas alınması gereken onun tozlu raflarında yatan saman kağıda basımlı kitaplardır.

  34. meraba barbaros abi çok güzel yapmışsın bu siteyi emeği gecen kişilerin emeğine ve ellerine sağlık çok beğendim bu siteyi çok güzel şeyler yyazmışsınız hergün gelib ziyaret ederim tşkler ALLAH razı olsun senden ALLAHA EMANET OLUN iyi günler artık ben bu siteden öğrenirim artık konuları sen buraya birde sana zahmet orda işlediğiniz şeyleri yazarsanız çok sevinirim musait olduğun zaman yazarsın olurmu

  35. ilhan said

    saolun

  36. Deniz said

    Militaristler, kemalistler shimdide vatandashlari, insanlari kavmi, dini mensubiyet hasebiyle taciz etmektedirler, ‘Gayrimuslimler i)evlerinin kapisina yeshil, kirmizi cikartmalar yapistirilmakta, hirsizlik ve tacize maruz kalmaktadirlar’ Askeri idare, vesayet insanlik suçu, dehshet demektir, türkiye’de son hirçin cirpinishlarini yapan derin devlet taifesi Almanya da eski naziler gibi hukuk önünde hesap vereceklerdir.

  37. Midyat said

    Allah Razı Olsun

  38. çok teşekkürler.

  39. Çok güzel. Allah razı olsun

  40. allah emegı gecen her kesten razı olsun.allahın selamı ve rahmetı uzerınıze olsun.

  41. midyat said

    Allah Razı Olsun. Teşekkürler…

  42. necati said

    aynen katılıyorum size, yazılarınız bizim içn büyük bir zenginlik.

  43. DİLEK AĞDUK said

    ”Baş Yazı” harikulade bir paylaşım olmuş.Emeğe teşekkürler.

  44. Hendekli said

    tek kelime ile mükemmel

    imza: Hendek

  45. erol kaldır said

    Bediüzzaman Said Nursi dediğiniz insançok açı çekmiş alim bir kişi ve biz kastamonular olarak çok ama çok derinlerde çokta misafirimiz olmuş atalarımızda bunca cok insan var biz bu edi koduyu bırkalım günümüze ayak uyduralım birimiz bişeyler bulsun milletimize hizmet etsin tek dinle olucak değilki fatih bir top icad etmiş istanbulu fet etmiş şimdi herşey eskisi gibideğilki atamı örnek alıp ben ne yaparım deyin.dinimiz ilme bilime teşvik ediyor ama bizde atmı deyim katırmı deyim öle bir gözlük var iran cıkartı gösterişte ama sonu akibet

  46. tülay said

    ben bu cemata yeni katıldım rabbim hepsinden razı olsun dularım kabul gördü hep

  47. hendek said

    Sanatsever e yakışır bir konu olmuş

    hendek

  48. Hüseyin said

    Bu güzel yazı için size teşekkür ederim.

  49. midyat said

    Teşekkürler. Allah Razı Olsun.

  50. Akın said

    SAİDİ NURSİ KOYU BİR KÜRTÇÜDÜR!
    Saidi Nursi’nin 1327 ( 1909 ) yılında, İstanbul’da Vezir hanındaki İkbal-i Millet matbaasında
    basılmış “İki Mekteb-i Musîbetin Şahâdetnâmesi Yahut Divan-i Harb-i Örfî ve Saîd-i Kürd-î”
    adlı eserinde açıkça Kürtçülük yapmakta ve Kürtleri uyanmaya ve Kürt milliyetçiliği etrafında
    birleşmeye davet etmektedir.
    Yukarıda bahsettiğimiz kitapta Saidi Nursi aynen şöyle demektedir.
    “Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri
    olan arslan Kürtler!… Beşyüz sene yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa
    sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir.”4
    Saidi Nursi, Kürdistan Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile,
    boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında poşu olduğu halde
    İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle Padişaha cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve
    esası kürtçe öğretim yapacak okullar açmaya dayanan dilekçeyi Padişaha sunmuştur. Saidi
    Nursi bu hareketi neticesinde tımarhaneyi boylamıştır. Sait daha sonra affedilip memleketine
    yollanmıştır.
    Bugün Türk milliyetçisiyim diyen kişilerin tamamı ana dilde eğitim, yayın ve kültürel haklar
    adı altında Türk devletinde gayrı Türk unsurların yürüttüğü faaliyetlere karşıdır. Bununla
    beraber din kalkanı ile kendini saklamış olmasından olsa gerek aynı camiada maalesef
    günümüzün Leyla Zana’sı ya da Öcalan’ından farkı olmayan ve daha farklı isteklerde
    bulunmayan Saidi Nursi’ye sempati besleyenlerle karşılaşmak mümkündür. Bu kişilere
    sormak gerekir: “Kürtçe eğitime karşısınız da neden Kürtçe eğitim istediği için tımarhaneye
    atılan Saidi Nursi’ye karşı değilsiniz ?”
    (4 İki Mekteb-i Musîbetin Şahâdetnâmesi Yahut Divan-i Harb-i Örfî ve Saîd-i Kürd-î)

  51. Akın said

    İSLAMİYET İLE NURCULUK BAĞDAŞIR MI?
    Kendisini asrın harikası “Bedîüzzaman” olarak tanımlayacak kadar kibirli bir şahsiyet olan
    Saidi Nursi, Asayı Musa ve Zülfikar adlı risalelerinde Nur suresinin bu asra göre kendisi için
    indiğini iddia etmektedir.
    Bir çok kişinin sandığı gibi “Bedîüzzaman” rütbesini Sait’e ona hayran olan müritleri değil,
    bizzat kendisi vermiştir. Birçok yazısını da “Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî” yani “Asrın harikası
    Kürt Sait” olarak imzalamıştır.
    Atatürk’ün ifadesi ile, “(Tanrı) Peygamberimiz aracılığıyla en son dini ve uygar gerçekleri
    verdikten sonra artık insanlıkla aracı ile temasta bulunmaya gerek görmemiştir. İnsanlığın
    kavrayış derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması sayesinde her kulun doğrudan doğruya,
    tanrısal düşüncelerle temas kabiliyetine eriştiğini kabul buyurmuştur ve bu sebepledir ki,
    Peygamber, Peygamberlerin sonuncusu olmuştur ve kitabı, en eksiksiz kitaptır.”
    (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.I., s. 269 )
    Örümceklenmemiş tertemiz bir İslami bakış açısı ile hal böyle iken, Kuran’daki bazı
    ayetlerin kendisi için indiğini iddia eden ve kendisini asrın harikası zanneden bir delinin
    peşinden gitmek İslamiyet’e uyar mı?..
    Bakınız Saidi Kürdi Emirdağ Lahikası I, 215. Mektup’ta Atatürk bahsinde ne diyor:
    “Bana hücum eden garazkârların en esaslı sebebi; Mustafa Kemal’in dostluğu ve
    tarafgirliği vesilesiyle beni eziyorlar. Ben de o garazkârlara derim ki: Ölmüş gitmiş ve
    dünyadan ve hükûmetten alâkası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadîs-i
    şerifin ihbarıyla, Kur’ana zararlı öyle bir adam çıkacak dediğimi ve sonra Mustafa Kemal o
    adam olduğunu zaman gösterdi…..Evet çok emarelerle bildik ki; bana hücum edenleri
    tahrik eden, Mustafa Kemal’e itirazımdır ve ona dost olmadığımdır. Başka sebebler
    bahanedir…”
    Nurculara göre Atatürk, “küçük deccal”dır ve gözleri ile insanları etkileme yeteneğine
    sahiptir. Bu nedenle bir efsane şeklinde nur evlerinde Kürd Said’in Atatürk ile konuşurken iki
    parmağını V şekline getirerek gözlerini kapamak suretiyle konuştuğunu anlatır dururlar.

  52. kpss said

    I was extremely pleased to discover this great site. I want to to thank you for your time for this wonderful read!! I definitely loved every part of it and i also have you bookmarked to check out new stuff in your website.

  53. bedri engin said

     MEHMETÇİK VE DİNİ ÇETELER

    İktidar erkinin yeni ortakları olan tarikatlarlar, çete kültürünün en üst düzeyini temsil ediyorlar. Türkiye çetelerden arınma değil, onların en gelişmiş biçimince yönetiliyor.
    AKP’ nin temellerini sağlayan Nakşibendiciler- Nurcular-Fetullahçılar- Süleymancılar ve 12 Eylül cuntacıları Türk İslam sentezinin etrafında kenetlenerek kadrolaşmalarını tamamladılar. Tarikatlar koalisyonundan başka bir şey olmayan AKP’ de hangi bakanın hangi tarikata mensup olması gerektiği, önce dergahlarda konuşulur. Kabinenin yüzde 64’ü, Nakşibendi tarikatının sertlik-yayılmacı yanlıları diye adlandırılan Dergâhları’na mensup. Tayyip Erdoğan da aynı dergâha bağlı. Yüzde 11’sı Nurcu. 

    Üst rutbeli subayların çark etmeleri, Türbanlı hatunların önünde süklüm büklüm olmaları tasadüfi değildir. 12 Eylül generallerinin ahlaksızca uydurduğu ve bugün tuhaf biçimde kendisini her alanda ifade eden sözde “ılımlı dindar Atatürk milliyetçiliği” aslında buz gibi ırksal ve dinsel bir omurga üzerinde duruyor: Türklük ve Sünni İslam!
    1981 yılında askeri hükümetin Başbakanı Bülent Ulusu’nun Taif’deki İslam zirvesine katılarak, koruyucu İslam kuşağı oluşturulması amacıyla Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan ve Sudan ile kurulan sıcak ilişkiler ve hemen sonrasında A. Gül’ in Arap bankalarının başına getirilmesi bu sürecin hızlandırlmasına takabül eder. İslamiyet, devletin 12 Eylül temelinde gelişen ve dış dinamik tarafından kollanan ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir politik içerikle ele alınıyordu. Öncelikle körfezdeki petrol çıkarlarını düşünen ABD, Suudi Arabistan, Pakistan gibi otoriter rejimlerle yönetilen ancak “kanun dairesinde” hükmünü icra eden İslamcı devletleri destekliyordu. Bu çerçevede “Kanun Dairesinde İslam” Türkiye’de devlet politikası haline gelirken, 12 Eylül sonrası askeri iktidar tarafından yaygınlaştırılan, Rabıta, her köye bir cami, her Türk’ e bir imam, zorunlu din dersleri uygulamalarıyla, bütün güç tarikat ve kahraman mehmetçik ortaklığına veriliyordu.
    12 Eylül’ de özellikle baskıcı tarikatlar-cemaatler darbeyi coşkuyla karşılıyorlardı. Askeri kanat tarafından korunan Fethullah Gülen’in ismi o zaman yeni duyulmuşken darbeyi desteklemek için bir sakınca olmadığının fetvasını veriyordu. Şimdiki cumhurbaşkanı A. Gül Hizbullah örgütüne bağlı olarak faaliyet gösteriyor ve 1982 lerde Askeriyenin çekirdek kadroları ile ilişkiye geçiyordu. Daha sonraları ise, cumhurbaşkanlığı ufukta görününce, ilkin Kenan Evren’ i ziyaret ediyordu. Abdullah Gül, Nakşibendi şeyhi Seyyid Abdülhakim dergâhının uzantısı olarak tarikat-cemaat ilişkilerine katılmış ve generallerin adamı olarak Arap petrol dolarlarının transaksiyonlarını gözetleme fonksiyonunu da üstlenmişti. Gerek Millî Görüş hareketinde, gerekse Askeriye, MHP ve uluslararası Müslüman örgütlerle iyi ilişkileri olan bu şahsiyete mazbata verilmesi, örgütlü, planlı bir sürecin parçasıdır. Erdoğan’ın yerine Gül’ ün tercih edilmesinde, Gül’ ün Arap bankaları yoluyla, üst derece Türk general ve devlet yöneticilerinin, MİT ve ordu’nun Rabıta örgütü atrafından finanse edilmesinde de kilit rol oynamasıydı. A. Gül, burada, yalnızca ABD ve Suudiler değil aynı zamanda çete kültürüne sahip Askeriyenin de güvenini alıyordu. Darbeden sonra Fethullah Gülen cemaatine bağlı Sızıntı Dergisi’nin başyazısında, “Ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza koşan Mehmeçik’e bir daha selam duruyoruz” demekle darbecilere selam durmuşlar. Böylece Türkiye’ nin dini çeteleri olan tarikatları darbeyi desteklemekle, hızla gelişme ve büyüme göstermişlerdir. 12 Eylül’ün en önemli ürünlerinden biri işte bu Türk İslam sentezidir. Darbe sonrası siyasetten kültüre, eğitimden idari yapıya kadar her şey, her alan bu ideolojinin ekseninde biçimlendirilmiştir. AKP- Kemalist ordu ittifakı ile, Osmanlı Devleti’nin İslam ümmetçiliğine dayanan fetih ideolojisi yeniden diriltilmektedir. Bu nedenle AKP, ABD’nin desteğiyle içeride ve dışarıda İslam’ı ve Osmanlı mirasını sahiplenerek Sünni İslam ümmetçiliğin bölgede sözcülüğünü üstlenmiştir… AKP iktidarının 3. döneminde Yeni Osmancılık siyasal ve toplumsal hayatın her alanında egemen olmaya başlamıştır. Artık Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıldönümleri kutlanmakta, Osmanlı’dan kalan etnik, kültürel ve dinsel gelenekler kutsanmaktadır. AKP kongrelerinde “Biz Osmanlıyız” marşları söylenmekte, Osmanlıca Arapça’nın yanında okullarda seçmeli ders olarak okutulmakta, İslam’ı ve Osmanlı’yı yücelten filmler, diziler, oyunlar, müzikler TRT ekranlarında boy göstermekte, otomobillerin camlarına, gümüş takılara, işyerlerinin duvarlarına kadar her yere Osmanlı tuğrası resmedilmektedir.

    12 Eylül’den sonra Kemalizm yerine Türk-İslam Sentezi’nin resmi ideoloji haline gelmesi “yeni Osmanlıcılık” akımının yolunu açtı. Türk-İslam Sentezi’nin ana çerçevesi, Türklerin öncülüğünde “İslam birliğini kurmak, geliştirmek ve Osmanlı’dan miras olarak bu işlevi devir ve teslim almak, ahlak ve kültür öğelerini, uzun vadeli bir plan içinde din temeline dayalı” olarak biçimlendirilmişti.
    Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri Türk-İslam sentezi ve bunun içerisinde de İslam’ın sadece bir kolu Hanefi mezhebi… Onun dışındakileri yok saymış ve insanlara ‘ancak benim size önereceğim din dindir’ baskısı yapmıştır.

    AKP, Türk-İslam Sentezini seçerken, bu sentezin Avrupa’ da varolan yöneticilerin zaaflarından en iyi faydalanma olanaklarını sağladığını, kendilerini temiz dindarlar olarak lanse eden onbinlerce tarikatçı kadronun, Avrupa kanunlarının en zayıf noktalarına dayanarak kendilerine güç sağlayacağını, Avrupa’nın şimdiki zayıf yöneticilerini din-iman-hümanizma adına ekarte edeceğini, aynen 1300-1450 yıllarındaki katolik ve ortodoks yöneticilerinin durumuna benzer bir duruma yol açacağını iyi biliyorlar. Yığınlarla akın eden müslüman göçmenlerin taşıdıkları yıkıcı fonksiyon ‘din işleri’, insan hakları adı altında kamüfüle edilirerek, ümmet bilinci bu defa da orta Avrupa’ da yayılmanın temel aracı haline getiriliyor. Ms. 1300 yıllarında Katolikler kendi gemileri ile Rumelin’ ne göçmen Müslümanları taşıyorlardı, çünkü o zaman en büyükü rakipleri olan Ortodoksları zayıflatmak istiyorlardı. Vatikan, Osmanlı’ nın Avrupa’ya ayak basmasını sağlayan ilk güç idi. Şimdilerde ise çoğu Avrupa partileri aynen o zamanın Katolikleri gibi, uygarlığı yıkmak için Müslüman göçmenlerin yıkıcı fonksiyonlarından meddet ummaya başladılar.

    ‘ 2071 yılı yeni hedefimizdir’ diye bas bas bağıran Recep Erdoğan’ ın, bununlan neyi kastettiği çoğu kişinin gözünden kaçtı.

    1071 Anadolu, 2071 Avrupa!

    Erdoğan’ın 2071”nin ruhunu anlamak için, Avrupa’lıların fazla kafa yormalarına gerek kalmıyor. Osmanlı’dan neo-Osmanlı’ya, Türkçüsüyle İslâmcısıyla Türk-İslâm sentezi tam tekmil. Ordusuyla, tarikatlarıyla, cemaatleriyle…, liberalleriyle her şey ortada. Her fatih gibi AKP de fütuhatını komuta ettiği kalabalık orduya borçlu. O halde, “komuta”nın nasıl işlediğinin yanısıra, o “kalabalık ordu”nun yapısına ve maddî-manevî teçhizatına yakından bakalım. Elbette vurucu gücünden, akıncılardan başlayarak. Öyle olunca da gelsin hak gaspları, peşkeş, alicengiz ve rant,kara para zaten hep orada. “Her köye cami” kampanyası, ilahiyat seferberliği de bonusu. “Anavatan”da ne yapılıyorsa “gurbet vatan”da da yapılıyor. Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca Sünni Türkler dışında kalan hiçbir unsur için hiçbir zaman güven içerisinde ve kimliğiyle gurur duyacağı bir yurt olamadı. Ama daha da kötüsü; bu sözde tekleştirilmiş yurt, egemenliği başkalarıyla paylaşmama andını her Allah’ın günü tekrar etmenin yenmeye yetmediği bir korku nedeniyle hiçbir zaman gerçek anlamda Türk’ün de yurdu olamadı.
    Türkiye halkına ne yapılıyorsa Avrupa halkına da o yapılıcaktır. Giriş, gelişme, sonuç: Fetih, işgal, ilhak…
    Tıpkı 1950’lerde Menderes’li Demokrat Parti’nin icad ettiği, sonrasında Millî Görüş’ün devraldığı, şimdi de AKP’nin sahip çıktığı yüz kızartıcı kılıç-kalkan-cihad teorileri neo-Osmanlıya doğru iman köprüsü kuruyor. Avrupa’ya –ve temsil ettiği mihraklara– da âdet olduğu üzere “kahpe” rolü düşüyor. Bütün bunlar olurken “ecdadımız”dan tevarüs ettiğimiz bilinçdışı “sır”lar da ifşa oluyor.

    Sevgi ve Saygılarla

    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey

    Esin Duran, N. Gök,
    Sezer Aşkın,
    Melahat Baykara,
    Uğur Demir
    Bedri Engin,
    Selma Altuntaş,
    Filiz Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman Bahar
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara

    http://www.facebook.com/entegrasyon.komitesi

  54. I was curious if you ever thought of changing the layout of
    your website? Its very well written; I love what youve got to say.
    But maybe you could a little more in the way of content so people could connect with it better.
    Youve got an awful lot of text for only having one or two images.

    Maybe you could space it out better?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s