NUR SANATI

KUR'AN A YAŞ SINIRI KOYMAK ZULÜMDÜR…!

Doç. Dr. Cezmi Eraslan

Posted by barbarosseferde Haziran 26, 2007

….şahsını, vatanı ve milletini ikinci planda, umum İslâm âlemini ve onun menfaatini birinci planda gören Said Nursî’nin eskiyi reddetmeden, yeniliğe kapalı olmadan, halkın İslâm imanı ve izzeti ile mücadele vereceğini, böylelikle de dünya Müslümanları için nümûne-i imtisâl olacağını isabetle değerlendirdiğini söyleyebiliriz.

Reklamlar

14 Yanıt to “Doç. Dr. Cezmi Eraslan”

  1. sinan meydan said

    Prof. Dr. Cezmi Eraslan bir cumhuriyet ve Atatürk düşmanıdır. Said-i Nursi’ye sahip çıkmasını da bu çerçevede deyerlendirmek gerekr. Said-i Nursi’nin şualarında (5.şua) Atatürk’e deccal dediği ortadayken ve Atatürk’ü çok sert bir dille eleştirip aşağılarken Cezmi Eraslan’ın bu Said-İ Nursi hakında övgü dolu sözler söylemesi, onu Kurtuluş Savaşı’na destek olduğunu söylemesi tamamen çarpıtmadır; ama Cezmi Eraslan’ı tanıyan biri olarak bu çarpıtmanın beni şaşırtmadığını da söylemeliyim.
    Samimi ve gerçek inananların bu tarz yalancılara artık kanmamalrı dileyiğle.. Sinan Meydan, Araştırmacı, Tarihçi, Yazar

  2. sinan meydan said

    Cezmi Eraslan yalnız değildir; İstanbul Üniversitesi İnkılap Tarihi kürsüüsnde yer alan Prof.Dr. Ali Arslan, Doç. Dr Halil Bal da aynı görüştedir. Bu adını saydığım hocaların şeriatçı, Atatürk düşmanı olduğunu kantlayacak belge ve bilgiler bendedir. Tüm vatanseverlerin akademik ünvan altına sığınarak ülkenin altını oyan bu şarlatanlara hesap sorması, en azından safsatalarına kanmaması dileyiğle..
    Sinan Meydan, Tarihçi, yazar

  3. sinan meydan said

    Cezm Ersalan dersleirnde yıllarca çaktırmadan gizli yöntemlerle Atatürk’e cumhuriyete saldırmıştır ve saldırmaya devam etmektedir. Eraslan bunu yaparken ya Saidi Nurisyi ya Kazım Karabekiri yücelterek Mustafa Kemal’i küçümsemeye çalışmaktadır.

  4. Said Nursi hazretleri 5.şuasında yazdıklarını o hadiselerin hiçbiri daha olmadan ve vukua gelmeden yazmıştır.

    1905-1910 arası bir tarihte kaleme alınmış bu risalede ahir zaman’ın dehşetli şahsı olan süfyan geldiğinde şapka denilen küfür alameti kıyafeti kanunla ve cebirle giydirecek,ezan ve kametteki Allah lafzı yerine türkçe ibaresini koyacak vs..vs.. şeklinde daha o tarihte adı esamesi okunmayan icraatların ileride olacağını hadis-i şeriflerin manalarını anlatırken yazmıştır.

    sonra atatürk gelip bir bir orada yazan şeyleri yapıp kendinin o şahıs olduğunu isbat etmişse said nursi’nin suçu nedir?

    prof.eraslan hakkında getirdiğiniz ithamları da belgelemediğiniz sürece bunlara itibar edilmez.aksine bu iddialarınız sizi küçültür.araştırmacı insan konuşurken delillerle ve kaynakla konuşmalı…

  5. sinan meydan said

    BARBAROS SEFERDE KARDEŞİM….iŞTE SİZE BİR BELGE…

    AŞAĞIDAKİ HABER 24 Ocak 2002 perşembe tarihli MİLLİYET GAZETESİNDE YER ALMIŞTIR.

    “Askere ‘Nur’ uzmanı
    Genelkurmay’ın direktifi ile kurulan Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi’nde, Nurculuk ve Said-i Nursi uzmanı Doç. Dr. Cezmi Eraslan da yer aldı

    UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

    Türkiye’nin geleceği için strateji belirlemek üzere Genelkurmay bünyesinde kurulan Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi’nin (SAREM) kurucu kadrosunda, Nur cemaatinin kurucusu Said – i Nursi hakkında araştırmaları olan Doç. Dr. Cezmi Eraslan’a da görev verildi.
    SAREM’in karar organında isimleri saklı tutulan 15 akademisyen arasında Eraslan da yer aldı. Eraslan’a SAREM’de, Irak ve Ermenilerle ilgili konuların tarihi boyutunun aydınlatılması için görev verildi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi olan ve doktorasını “Abdülhamit’in İslam Birliği Politikası” üzerine yapan Eraslan, 1995’te İstanbul’da düzenlenen “Bediüzzaman Said -i Nursi” sempozyumuna katıldı. Eraslan, “Milli Mücadelede Bediüzzaman Said – i Nursi” başlıklı bildirisinde, Kurtuluş Savaşı’nın İstanbul padişah hükümetince başlatıldığını, 19 Mayıs 1919’un mücadelede ikinci adım olduğunu savundu. Eraslan, Nursi’nin “İslam birliğini savunarak isabetli bir değerlendirme yapan biri” olduğunu öne sürdü. Eraslan, sözkonusu sempozyumda, “Nursi’nin ‘risaleleri’ İstanbul hükümeti ve halifenin fetvalarına karşı Ankara’yı rahatlattı. Atatürk de onun mücadelesini destekledi ve kendisini Ankara’ya çağırdı” değerlendirmesini yaptı.
    Eraslan, Genelkurmay’ın Said – i Nursi hakkındaki bildirisinden haberdar olduğunu tahmin ettiğini belirterek, Milliyet’e şunları söyledi:
    “Sizin ufak bir araştırmayla bulduğunuz çalışmayı başka kurumlar da görmüştür. Herhangi bir problem oluşturacağını zannetmiyorum. Ben bir tarihçiyim. Öyle bir görüşüm de yok.”
    Görüldüğü gibi ordu bile Eraslan konusunda yanıltılmıştır. “Ben bir tarihçiyim öyle bir görüşüm yok” diyen Eraslan’n Said-i Nursi konusunda yapıp ettikleri ortadadır.
    Eraslan İ.Ü’deki kürsüsünde yıllardır bir kaç arkadaşıyla birlikte Atatürk’ü inceden inceden acımasızca eleştirmekt ve bence bu ince dokunuşlarla genç nesillerin Kurtuluş Savaşı yılları yıllarında Hintli Müslüanların dediği gibi İslamın Kılıcı Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal’dan soğumalarına neden olmaktadır.
    Eraslan ve İ.Ü Cumhuriyet tarihi kürsüsündeki bir kaç akademisiyen bazen bediüzzamanı bazen Karabekir’i, Bazen de Baskın Oran, Şerif Mardin, Mete Tunçay, Erik Lan Zührer gibi Atatürk muhalifi tarihçilerin eserlerini kullanarak Atatürk’ü ve Atatürk düşüncesini eleştirme yoluna gitmekte, ilk ve orta öğrenimler zaten zayıf olan, hayat görüşü ve kişisiel duruşları henüz netleşmemiş gençlerimizi Atatürk konusunda ŞÜPHEYE düşürmeye, kafalarını karıştırmaya ve nihayetinde de onları birer Atatürk muhalifi yapmaya gayret sarfetmektedrler.
    Başta Prof.Ali Arslan ve iCezm Eraslan olmak üzere İÜ TC Tarihi kürsüsündeki bazı akademisyenler Atatürk’ün fazla ön plana çıkarılmasından duydukları rahatsızlığı ve Atatürk’e ne kadar karşı ne kadar muhalif olduklarını bizzat bana ifade etmişlerdir.
    Bu konuyu daha fazla uzatacak değilim, yapacak çok işim, yazacak çok kitabım var; ama Atatürk’ü ve bu vatanı çok seven sade bir inanan olarak sinsi tehlikelrre karşı herkesin daha dikkatli olmasını istiyorum. Başka bir amacım yoktur.
    Allah bu vatanı bizlere bağışlayan Atatürk ve aziz şehitlerimizi korusum.
    Allah, yüzlerce yıldır din istismarıyla bu vatanı ve bu milleti cehalet bataklığına sürüklemeye çalışanların (adı ve ünvanı ne olursa olsun) belasını versin…
    Ama malesef Atatürk’ün dediği gibi “Din konusundaki tüm gerçekler bir gün ortaya çıkana kadar din oyunu aktörleirne her yerde rastlanacaktır.”

  6. cevabınız için teşekkür ediyorum…
    buradan anlaşılan şey şu ki dr.eraslan bir bilimsel toplantıda bediüzzaman’ın islam birliğini savunmasını olumlu bulmuş ve mahza bir hakikat olan kurtuluş mücadelesini istanbul hükümetinin başlattığını ifade etmiş.

    her ne olursa olsun bir bilim adamını bir sempozyumda ifade ettiği bilimsel bir bulgusundan dolayı vatan hainliği ile itham etmek olsa olsa galile’i dünya dönüyor dediği için idamla yargılayan engizisyonların işin olabilir.

    her memlekette muhalifler bulunabilir.madem mahza hatasız ve dost ile düşmanın ittifakıyla “emin” lakabıyla yad edilen ve 40 sahabisiyle başlayıp 23 senede dünyanın 40 devletine hakkın kuvvetiyle galip gelerek hali ve duruşu bile bir mucize olan peygamber (asm) yi beğenmemek veya ona katılmamak veya onu haşa eleştirmek serbest oluyorsa elbette mustafa kemal’i de eleştirenler sevmeyenler bulunabilir.siz de teslim edersiniz ki o da herkes gibi hata yapan bir insandır.

    hangi kanunla ve hangi hakla herkesin mustafa kemal’i sevmesini bekleyebiliriz ki?

    mesela ben bu ülkede benim peygamberimi ve dinimi bile beğenmeyen ve Rabbimin sıfıtları hakkında küfür içinde olan bir ateistle bile huzur içinde beraber yaşayabiliyorsam ve buna tahammül etmek cumhuriyetin ve medeniyetin gereğiyse mustafa kemal’i sevmeyen insanlarla da huzur içinde yaşamak aynı medeniyetin ve cumhuriyetin gereğidir.

    herkesin bunlara saygı duyması gerekir.
    Allah’ın ve Peygamberin bile eleştirilmesinin ve sevilmemesinin serbest olduğu bir ülkede eğer mustafa kemali eleştirmek ve sevmemek yasak olursa burada bir haksızlık var demektir.aslında bu başka seşyler de demeye gelir fakat onu da aklınıza havale ediyorum.

  7. SİNAN MEYDAN said

    bARBAROSSEFERDE
    yANIT İÇİN TEŞEKKÜRLER..
    BU ERASLAN KONUSU BŞRAZ DAHA FARKLI YANİ SADECE ÖZGÜRLÜKLER KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEMEYECEK KADAR FARKLI…
    öZGÜRLÜKLER KONUSUSUNDAKİ DÜŞÜNCENİZE KATILIYORUM AMA BU ÜLKENN BAZI TEMEL DEĞERLERİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM….YÜCE PEYGAMBERİMİZ, GÜZEL DİNİMİZ VE SEVGİLİ ATATÜRKÜMÜZ GİBİ…
    VE BU TEMEL DEĞERLERİN YIPRATILMASINA KARŞI MÜCADELE EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.
    PEYGAMBERİME VE DİNİME SALDIRANLARA OLDUĞU KADAR BU VATANI VE BU DİNİ KURTARAN ADAM MUSATAFA KEMAL’E SALDIRILMASINA DA KARŞIYIM…
    ON YILIMI VEREREK ATATÜRK VE DİN KONUSU ÜZERİNDE BİR KİTAP YAZDIM VE GÖRDÜM Kİ BU ÜLKEDE İNSANLARI VATANA MİLLETE VE DÜŞMAN ETMEK İSTEYENLER HEP ATATÜRK’ÜN “DİN DÜŞMANI” OLDUĞU YALANINI YAYMIŞLAR uTANMADAN.
    AMA KİTABIMDA DA BELİRTTİĞİM GİBİ GERÇEKLER BAMBAŞKA….ATATÜRK KADAR HZ. MUHAMMED’İ VE BU DİNİ ANLAYAN İNSAN ÇOK AZDIR…
    RAMAZANLARDA İNCE SAZ HEYETİNİ ÇANKAYA’YA ÇIKARMAYAN
    obAI GÜNLER ORUÇ TUTAN
    öZEL NOTLARINDA ALLAH’A OLAN İNANCINI HER VESİLEYLE DİLE GETİREN.
    çANAKKALE ŞEHİTLERİNE MEVLİT OKTAN
    KURANI TÜRKÇELEŞTİREREK HERKESİN İLAHİ MESAJI ANLAMASINI SAĞLAYAN
    BAŞTA KUR’AN OLMAK ÜZERE DİNSEL İÇERİKLİ BİNLERCE KİTAP BASTIRIP YURDUN DÖRTBİRYANINA ÜCRETSİZ DAĞITTIRAN
    PEYGAMBERİMİZİN YAPTIĞI GİBİ CEHALET VE TAASSUPLA MÜCADELE EDEN
    MUAVİYENİN İSLAM TOPLUMLARINA SOKTUĞU DİN DIŞI ONARŞİK SİSTMİ YIKARAK DİNİN ONAYLADIĞI CUMHURİ SİSTEMİ KURAN
    iSLAM DİNİNİ CEHLİN ELİNDEN ALIP EHLİN AKLINA EMAENET ETMEK İÇİN İRTİCAYLA SAVAŞAN
    DİNİN YASAKLADIĞI HURAFEYE BAŞKALDIRAN
    KUR’ANIN TEMEL KAVRAMLARINDAN AKLA VURGU YAPAN.
    KUARAN’IN CİHAT HÜKMNE UYARAK VATAN İÇİN SAVAŞAN.
    KURANA SONSUZ BİR SAYGI DUYAN
    ALLAH İNANCINI ŞOV HALİNE GETİRMEYEN.
    VE BU GNN TÜM DÜNYADA PARMAKLA GÖSTERİLECEK BİR İSLAM ÜLKESİ YARATAN ADAMA, MUSATFA KEMAL ATATÜRK’E SALDIRILMASINA HERŞEYDEN ÖNCE DİNİ İNANCIM SONRA DA AKLIM İZİN VERMİYOR…
    nOT: atatürk ve din konusunda bkz. SİNAN MEYDAN, BİR ÖMRÜN ÖTEKİ HİKAYESİ, ATATÜRK, MODERNİZİM, DİN VE ALLAH, 3.BS. TOPLUMSAL DÖNŞÜM YAY, İST 2004
    SAYGILARIMLA….

  8. rainbow said

    sayın sinan meydan,

    mustafa kemal’in dindar olduğunu söylemek hele hele dine hizmet ettiğini söylemek imkansızdır.

    size ilk olarak can dündar’ın köşesinden bir ulusal gazetede yayınladığı ve yaklaşık 2 yıldır tekzip görmemiş tek kelimesine itiraz edilmemiş yazısını aynen aktarıyorum….

    ——————————————————————————————–
    Atatürk’ün Sansürlenen Görüşleri

    Atatürk’e İlişkin Olarak 2 Önemli Çarpıtma Yapılıyor.
    biri Batılılaşma Konusunda…
    diğeri Din Konusunda…
    ilki, Atatürk’ün Hedef Olarak Avrupa’yı Göstermediği İddiasına Dayanıyor.
    ikincisi, -dünkü Vakit Gazetesinde Bir Örneğini Gördüğümüz Gibi- Israrla Atatürk’ü Dua Ederken, Sarıklı Mebuslarla Ya Da Peçe İçindeki Latife Hanım’la Gösterip Cumhuriyetin Temelinde Bir Din Motifi Arıyor.
    bu 2 Konuda 2 Belge Hatırlatacağım.
    ***
    ilk Belge, 29 Ekim Günü Mustafa Kemal Paşa’nın Fransız Yazarı Maurice Pernot’ya Verdiği Demeç… Paşa, O Gün Revue Des Deux Mondes İçin Meclis Başkanı Sıfatıyla Verdiği Son Demecinde Şöyle Diyor:
    “osmanlı İmparatorluğu, Batı’ya Karşı Elde Ettiğimiz Başarılardan Çok Gururlanarak Kendisini Avrupa Uluslarına Bağlayan Bağları Kestiği Gün Düşüşe Başlamıştır. Bu Bir Hataydı. Bunu Tekrar Etmeyeceğiz. Bizim Vücutlarımız Doğu’da İse De Düşüncelerimiz Batı’ya Dönüktür. Memleketimizi Çağdaşlaştırmak İstiyoruz. Bütün Çalışmalarımız Türkiye’de Çağdaş, Bu Sebeple Batılı Bir Hükümet Oluşturmaktır. Uygarlığa Girmek Arzu Edip De Batı’ya Yönelmemiş Millet Hangisidir?”
    ***
    din Meselesine Gelince…
    ilk Meclis’in Dualarla Açıldığı Ve Cumhuriyete Oy Veren Milletvekilleri Arasında 100 Kadar Din Adamı Olduğu Doğru… Ancak Böyledir Diye Cumhuriyetin Kökeninde Ve Atatürk’ün Düşünce Evreninde Din Motifleri Aramak Nafile Uğraş.
    afet İnan Cumhuriyetin İlanından 6 Yıl Sonra Yurt Bilgisi Dersleri Vermeye Başlamıştı. Okutacağı Kitabı Kemal Paşa’ya Gösterdi. Gazi Beğenmedi. Yeni Bir Medeni Bilgiler Kitabı Yazdırdı.
    kitap, 1931’de Afet İnan İmzasıyla Çıktı; Ortaokul Ve Liselerde Okutuldu. İşte Kemal Paşa’nın El Yazısıyla Kaleme Aldığı O Notların “millet” Bölümünden Satırlar:
    ***
    “türkler Arapların Dinini Kabul Etmeden Evvel De Büyük Bir Millet İdi. Arapların Dinini Kabul Ettikten Sonra Bu Din Arapların (..) Türklerle Birleşip Bir Millet Teşkil Etmelerine Hiçbir Tesir Etmedi. Bilakis Türk Milletinin Milli Rabıtalarını Gevşetti; Milli Hislerini, Milli Heyecanını Uyuşturdu. (..)
    “türk Milleti Birçok Asırlar, (..) Bir Kelimesinin Manasını Bilmediği Halde Kur’an’ı Ezberlemekten Beyni Sulanmış Hafızlara Döndü. (..)
    “türk Milletini Allah İçin, Peygamber İçin Topraklarını, Menfaatlerini, Benliğini Unutturacak, Allah’la Mütevekkil Kılacak Derin Bir Gaflet Ve Yorgunluk Beşiğinde Uyuttular. (..)
    “… Din Hissi, Dünyanın Acısı Duyulan Tokadıyla Derhal Türk Milletinin Vicdanındaki Çadırını Yıktı, Davetlileri, Türk Düşmanları Olan Arap Çöllerine Gitti. (..) Artık Türk, Cenneti Değil, (..) Son Türk Ellerinin Müdafaa Ve Muhafazasını Düşünüyordu. İşte Dinin, Din Hissinin Türk Milletinde Bıraktığı Hatıra…”
    ***
    yeterince Açık Değil Mi?
    nasıl Oluyor Da Din Konusundaki Görüşleri Bu Kadar Net Olan Bir Lider Hâlâ Yanlış Yorumlanıyor?
    yukarıdaki Satırların Çoğu, Türk Tarih Kurumu Tarafından 1969 Ve 1988’de Basılan “medeni Bilgiler Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün El Yazıları” Kitabında Yer Almıyor Da Ondan…
    inanması Zor; Ama Kendi Kurduğu Kurum, Atatürk’ün Notlarını Sansür Ederek Yayımladı.
    “medeni Bilgiler”i Geçenlerde Yeniden Basan Örgün Yayınevi, Türk Tarih Kurumu’ndan Bir Özürle Yeni Baskı Beklediklerini Yazmış.
    atatürk’ün Okullarda Okutulsun Diye Kaleme Aldığı Kitabının Bile Sansür Edildiği Bir Ülkede Yaşıyoruz.
    düşünce Özgürlüğü Mü Dediniz?

    —————————————————————————————

    mustafa kemal’in din konusundaki tavrı bellidir.yukarıdaki satırlar açıktır…

    sonra mustafa kemal’in bir vatan yarattığı görüşüne katılmıyorum.yaratmak Allah’a mahsus bir özelliktir ki hiç varolmamış ve kendisi olmasa da olamayacak bir şeyi “kun” emriyle k(ev)n iyat dairesine sokar ve müm “kun” kılar.ve kainat bir bütündür bir sinek kanadını veya bir zerreyi yaratamayan(ve hiçbir akıl sahibi insan bu zamana kadar bunlardan birin yada daha ufağını yarattığını söyleyememiştir ve söyleyemez)kainatta hiçbirşeyi yaratamaz.

    bu sebeple mustafa kemal birşey yaratmamıştır.gelelim bu vatanı kurtarıp kurtarmadığına…

    şimdi geminin kaptanı herkes gibi motorcu gibi,kamarot gibi o gemide çalışan bir işçidir.gemi esas sahibine aittir.onlar vazifeleri karşılığında ücret alırlar.şimdi bir kaptanın vazifesi gemisini sağ salim limana ulaştırmaksa dişini tırnağına takıp bu vazifeyi yerine getirecektir.bu bir lütuf değildir.eğer dümen başında uyur da gemi bir yere çarparsa da sorumlu tekbaşına kendisidir.ama gemi limana varırsa o geminin ticaretinden hasıl olan ücret o gemideki herkese dağıtılır.gördüğünüz gibi kaptanla hademeler arasındaki fark sorumluluğun ağırlığından başka birşey değildir.belki bu ağırlıktan ötürü bir parça ücreti fazla olabilir…

    şimdi türkiyede istiklal tarihimizde kazanılan zaferler mustafa kemale veriliyor bu vatanı o kurtardı deniyor.o yarattı (haşa) deniyor…
    mustafa kemal’in bu vatan uğrunda çarpışıp muzaffer olduğunu kabul etsek bile bu söylenenleri kabul edemeyiz…

    sonra mustafa kemal’in gerçek niyeti konusuna gelelim…

    siz bir tarihçisiniz. soruyorum size istanbulu işgal eden ingiliz donanması neden boğazları terk edip gitti?

    lozanda hangi ivaz ve teminatlar onlara verildi?

    ingilizler anadoluyu mustafa kemal’e terk edip gitmişlerdi peki nasıl?dünyanın en güçlü donanmasını, paramparça olmuş yemeğe tayını kalmamış osmanlı ordusuyla mı devirmiştik?

    ben cevabını vereyim…
    ————————————————————————————————

    Büyük Doğu’nun yirmidokuzuncu sayısında; “Lozan’ın İç yüzü” diye yazılan makaleden: İngiliz murahhas heyeti reisi Lord Gürzon, nihayet en manidar sözünü söyledi. Dedi ki: “Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz.” Lozan’da Türk murahhas heyeti başkanı bulunan ve henüz hakikî kasıdları anlayamayan İsmet Paşa, bir aralık bütün Hristiyan emellerinin Türkiye’yi mazisindeki ruh ve mukaddesatı kökünden ayırmak olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz ve teminatı veriyor ve diyor ki: “Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden (yani İslâmiyet’ten) kurtulmak hususunda besledikleri azmin, inkâr edilmez delilidir.” Konferansın birinci defasında Türk başmurahhası, bizzât karar vermek vaziyetinde olmadığı ve büyüğüne, yani Mustafa Kemal’e bildirmek zorunda olduğu için, memlekete dönüyor; kendisini Haydarpaşa’dan Ankara’ya götüren tren ve devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir’den Ankara’ya götüren trenle Eskişehir’de buluşuyor. Bir arada ve başbaşa seyahat. Sonra Ankara gizli meclis toplantıları. Fakat esas mes’elelerde daima başbaşa.

    Lozan Konferansı’nın ikinci sahifesi: Artık herşey Türkiye hesabına çantada hazırdır. Yani dini terk ile herşey yapılacak. Nihaî Vesika Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarası’nda “Türkler’in istiklalini ne için tanıdınız?” diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon’un verdiği cevab: “İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.” Artık bunun üzerine herşey apaçık anlaşılıyor değil mi? Gizli anlaşmanın entrikası:Türkler’e dinlerini ve din temsilciliğini feda ettirmek şartıyla, sun’î istiklal işinde gizli anlaşmanın müessiri, tek kelime ile Yahudiliktir. Buna memur-u müşahhas kimse de, şimdi Mısır Hahambaşısı bulunan Hayim Naum’dur. Bu Hayim Naum, bu korkunç teşebbüse evvelâ Amerika’da Türkler lehinde bir seri konferans vermek ve emperyalizm şeflerine, Türk’ün maddesini serbest bırakmaları, buna mukabil ruhunu, tâ içinden ve kendi öz adamlarına yıktırmaları fikrini telkin etmek suretiyle başlamıştır. Yani masonluk hasebiyle Kur’anın ahkâmını kaldırmak, milleti dinsiz yapmak. Hayim Naum müdhiş plânının zeminini Amerika’da hazırladıktan sonra İngiltere’ye geçmiş ve hâlis Yahudi olan Lord Gürzon ile temas ederek şu teklifte bulunmuştur: “Siz Türkiye’nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyet’i ve İslâmî temsilciliklerini, ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüd ediyorum.” Aynı Hayim Naum, Türk murahhaslar heyetine müşavir sıfatıyla sokulmanın da yolunu bulmuş, yani Mustafa Kemal ve İsmet’i kendine dost bulmuş. Hayim Naum o sırada Ankara’ya kadar da uzanarak plânın muvaffakıyeti için gereken en mühim ve merkezî şahıs nezdinde emin bulunduğu tesirinin derecesini ölçmek istemiştir. Öyle ki bu tesir, mahud mevzuda Hayim Naum’dan daha heveskâr ve gayretli bir İslâmiyet düşmanına tesadüf etmekle muradına ermiş ve artık Türk’ü içinden vurmanın plânını gerçekleştirmek için her unsur tamamlanmıştır. İşte bu ehemmiyetli vesika, tam tamına Risale-i Nur tercümanının kırk küsur sene evvel hadîs-i şerifin ihbarına dair beyan ettiği hâdiseyi tasdik ettiği gibi; ve Şeriat-ı Ahmediye’ye ihanet eden o dehşetli şahsın mühim bir kuvveti Yahudi olduğu, Yahudi olan Lord Gürzon ile Hayim Naum o ihbarın hakikatını gösterdiklerini ve yirmibeş seneden beri Nurcuların imhasına keyfî kanunlarla dehşetli zulümlerin hikmetini tam gösteriyor.

    (http://www.risaleinurenstitusu.org, Emirdağ Lahikası, s. 278)

  9. ALPER MERT said

    Bir eserin ve fikrin değeri yazarına göre değer kazanır.Bunun için Meydan hakkında size kısa bir bilgi vereyim. Sinan Meydan’ı da ben birazcık tanırım, tıpkı kendisinin hocalarımı tanıdığı gibi.Meydan Atatürk’le ilgili yazdığı bilimsel olmayan popüler kitaplarla iyi para kazanmış ve kitaplarında kendisini y.lisans mezunu olarak tanıtmıştır. Sinan Meydan, yüksek lisans tezi ilgili hocalar tarafından reddedildiği için onlar hakkında bu cümleleri yazmıştır.2007 yılından önce ilgili hocaların görüşleri hakkında bir bilgisi yokmuydu acaba bu vatandaşın. 2007 yılı y.lisans tezinin reddedildiği yıldır. Bu görüşlerinin tek nedeni de budur. Birçok menfaatçi gibi,Atatürk’ü kendi menfaatlerine alet etmeye de maalesef hiç sıkılmıyor.Acaba tezi kabul edilse idi bunları yazacakmıydı.

  10. ALPER MERT said

    Sayın Sinan Meydan,ben Cezmi hocayı yaklaşık 20 yıldır tanırım. Hiç bir samimiyetimiz ve dostluğumuz yok, hatta kendisine kızarım üslubundan dolayı. Ama Cezmi hocanın en son suçlanacağı konu Atatürk düşmanlığıdır. Ben onun gerçek bir Atatürkçü olduğuna inanıyorum. Ama senin gibi, kendi fikirlerini kuvvetlendirmek için Atatürk’ü kullanan bir kişi değil tabiiki. O Atatürk’ü Atatürk olarak anlatıyor ve değer veriyor.Sen bilim adamı olmaya çalışan ama beceremeyen bir adamsın. Ön yargılarla hareket etmen ve menfaatin için Atatürk’ü kullanman niçin bilim adamı olamadığını da gösteriyor. Yazık, çok yazık. Y.lisans mezunu olsaydın belki de Cezmi Bey’i Atatürk sevdalısı olarak tanıtacaktın. Velev ki Cezmi Bey senin dediğin gibi olsun, insanda hiç vefa duygusu olmazmı yahu. İnsan hocası hakkında bunları yazar mı. “Üslubu beyan aynıyla insandır” Atalarımız akıllı, Cezmi hocalar ise ferasetli insanlarmış.

  11. sinan said

    sinan meydan’In yeni kitabı çıktı. ATATÜRK VE DİN KONUSUNDA BUGUNE KADAR YAZILMIŞ EN KAPSAMLI ÇALIŞMA…TAM 1200 SAYFA…. ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA….
    TÜM KİTAPÇILARDA

  12. ÖZLEM AK said

    ALPER MERT…..
    SİNAN MEYDAN’ı HİÇ TANIMADIĞIN BELLİ…SENİN HOCA YALAKALIĞI YAPTIĞIN CEZMİ ERASALN GEÇMİŞTE İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TC KÜRSÜSÜNDE ŞİMDİ DE ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİNDE ACABA SİNAN MEYDAN’ıN SON ÇIKAN KİTABI ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA KADAR VEYA ONUN YANINDAN GEÇEBİLECEK BİR ESER MEYDANA GETİREBİLMİŞ MİDİR?
    SENİN HOCAN CEZMİ HİÇ UTANMADAN ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ BAŞKANI OLARAK SAİDİ NURSİYİ AKLAMAKLA UĞRAŞIRKEN GENÇ TARİHÇİ SİNAN MEYDAN SON KİTABIYLA ŞİMDİDEN TARİHE GEÇECEK ÇOK ÖNEMLİ BİR İŞE İMZA ATTI….
    BİR DE SİNAN MEYDAN’ı TANIRMIŞ….
    HADİ ORDAN….

    • ALPER MERT said

      ÖZLEM AK HANIMEFENDİ.
      Öncelikle ismin gerçek ve sen de bir bayan isen Özlem hanım, hadi ordan cümlesi ve yalakalık kelimesi çok erkeksi ve bir bayana hiç yakışmayacak ifadeler.Kadınsı işlerle uğraşmanı insanlara nefret değil sevgi duyarak kadınsı duygularını güçlendirmeni ve bu duygularını diline de yansıtarak dilini yumuşatmanı tavsiye ederim.İkinci olarak ben hoca yalakalığı yapmıyorum çünkü;Birincisi burdaki ismim gerçek ismim olmadığı için hoca benim kim olduğumu bilemez, ikincisi o hocayı gerçekten sevmem ama iyi bir Atatürkçü olduğuna eminim (Tabii Sinan Meydan’ın ki gibi ona kutsallık veren peygamberle yarıştıran bir Atatürk anlayışından bahsetmiyorum)Son olarak ta benim iyi bir işim ve maaşım var.Hoca yanına alacak olsa da gitmem.Öyleyse Özlem hanım; ben niye yalakalık yapayım ki?

  13. murat said

    Sinan Meydan’ın bahsi geçen kitabını bir miktar okudum. Meydan’ın çok iyi bir hamal olduğu söylenebilir. Mustafa Kemal’in din ile ilgili tüm olaylarını biraraya getirmesi müthiş. Yalnız bunları yorumlama biçimi son derece komik olmuş. Mustafa Kemal’in İslam’a inanmadığını açıkça gösteren yüzlerce olayı onun dinle ne kadar da yakından ilgili olduğunu gösteren olaylar olarak ele alması ve neticede Mustafa Kemal’in bir inkarcı olduğunu bir takım komedi yorumlarla örtbas etmeye çalışması çok ilginç. Madem örtbas edecektin uğraşıp da 1200 sayfalık kitabı niye yazdın be adam.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: