NUR SANATI

KUR'AN A YAŞ SINIRI KOYMAK ZULÜMDÜR…!

Tesettür Risâlesi keşfedilirken… (1)

Posted by barbarosseferde Nisan 28, 2008

(1)

13 Nisan 2008 tarihli Radikal 2’de Handan Koç’un “Tesettür Risâlesi hakkında” başlıklı bir yazısı vardı.

30 Mart’ta Risâle-i Nur Enstitüsünün düzenlediği “Meşrutiyetin 100. yılında Türkiye’nin Demokrasi Serüveni” konulu panel vesilesiyle ülkemizin fikir dünyası içinde önemli yeri olan Said Nursî’nin risâlelerinden birini ele almanın öne-mine inanarak bu yazıyı yazmış, Tesettür Risâlesinin Birinci Hikmetine makalesinde aynen yer vermişti. Yazısının sonunu “Tesettür bir toplumsal öneridir. Tüm Türkiye sathında bu önerinin sahipleri ve gerekçeleri vardır. Dolayısıyla ben Türkiyeli bir feminist olarak bugün Said Nursî’nin görüşlerini benimseyen ve hoş gören herkesten, bu risâlenin en azından birinci hikmet bölümü ile ilgili olarak ne düşündüğünü yazmasını beklediğimi söylemek isterim” diye bitiriyordu.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki, hayatın sırlarını keşfetmeye çalışan ve yıllardır süren kısır başörtüsü tartışmalarından bunalan biri olarak sorularımın bütün cevaplarını Nur Risâlelerinde buldum. Sorularım bitmedi, okumalarım da.

Risâle-i Nur Külliyatı bir mücevher sandığı ise Hanımlar Rehberi hususan Tesettür Risâlesi bu sandıktaki eşsiz mücevherlerden biridir. Bu eşsiz mücevher, günümüz şartlarında dünyanın neresinde olursa olsun hakikati arayan her kadının mutlaka dikkatini çekecektir. Eminim, başka arkadaşlarım daha güzel tarif edeceklerdir ama keşfedebildiğim kadarıyla bu mücevherin hususiyetlerinden bahsetmeye çalışacağım. Bu yazı sadece konuya giriş ve Risâle-i Nurların genel tablosu içinde Tesettür Risâlesinin özel konumu ile ilgili. Diğer yazılarım inşallah sadece Birinci Hikmet üzerine olacak.

GÖNÜLLER FETHEDİLİYOR

Bediüzzaman Hazretleri Tesettür Risâlesini, Osmanlının son dönemleri olan 1910’lu yıllarda Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye’de iken kaleme alır. Sonrasında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde yapılan inkılâplara dokunmaması için Tesettür Risâlesini setreder, gizler! (Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursî, Eskişehir Hayatı)

Ama güneşin ışıklarına mani olmak mümkün müdür? Tesettür Risâlesi de bütün Risâleler gibi okuyup da beğenenler arasında hızla yayılır. Matbaa yaygın değildir ve din konusunda sıkı baskılar olduğundan insanlar kendi el yazılarıyla çoğaltırlar bu eserleri. Risâle-i Nur Külliyatına ait 600.000 nüsha elle yazılarak neşrolur, Anadolu’yu aydınlatır. Halk sahip çıkar Nurlara. Okuyanların gönüllerini fetheder nurlu satırlar zira.

EĞİTİM SEFERBERLİĞİ

Bu neşir hizmeti sırasında şefkat kahramanı hanımların yaptıkları fedakârlıklar Külliyatın Lâhikalar kısmında müşahhas örneklerle geçer satır aralarında. Söz gelimi Kastamonulu hanımlar bu eserleri fark ettiklerinde kendi aralarında bir araya gelerek mütalâa ederler ve el yazılarıyla çoğaltırlar. En kıymetli giysileri olan kadifeli sırma işlemeli gelinliklerini de keserek bu eserlere şık ciltler oluştururlar.

Bütün Anadolu’da adeta bir eğitim seferberliği başlamıştır. Okuma yazma bilen kadınlar elleriyle yazarak, bilmeyenler eserleri yazan eşlerine büyük destekler vererek bu eğitim seferberliğine girişirler. Gerektiğinde erkeklerin ev geçindirme va-zifesini üzerlerine alıp tarlalarda çalışır, sırtlarında odun taşırlar. Bir karşılık beklemeksizin gönüllü yaparlar bunları. Zira fark etmişlerdir ki, yaşarken ve ölüm ötesinde huzurun anahtarı bu eserlerdedir.

TESETTÜR RİSÂLESİNİN ORİJİNALLİĞİ

Tesettür Risâlesi de bu şekilde halk arasında yayılan nur risâlelerinden bir tanesidir. Bediüzzaman Hazretleri, Kur’ân’ın tesettür âyetini (Ahzab Sûresi, 59.) kadın fıtratı üzerinden yorumladığı bu eserinde, semâvî emre muhalefet edip kadınları esaret altına alıyor diyen sefih medeniyeti ve düşünürlerini muhatap alır. Kadının ruhsal ve bedensel özellikleri, toplum hayatındaki, aile yaşantısındaki konumu, eşiyle ve çocuklarıyla olan iletişimi noktalarından yaklaşarak tesettür emrinin fıtrî esaslarını anlatır.

Kur’ân’ın tesettür emrini yorumlayan benzer eserlerden çok farklı, son derece orijinal bir yaklaşımdır bu. Zira diğer tefsirlerde daha çok mü’min kadınların tesettürü dinî bir zorunluluk olarak yaşamaları gerektiği noktasından yola çıkılarak açıklamalar yapılmıştır. O eşsiz eserler 14 asır boyunca tesettür âyetlerini bu açıdan yorumlayarak toplum hayatına yön vermişlerdir. O zamanlarda Kur’ân’ın tesettür emrine bu kadar itiraz yoktur ki zaten! Ama asrımızda çağdaşlık adına Kur’ân’ın tesettür emri reddedildiğinden farklı bir açıdan âyetlerin yorumu gerekir. Tesettür Risâlesinin kadının fıtratı üzerine temellendirilerek yazılmasının sırlarından biri bu olsa gerektir!

ESKİŞEHİR AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Peki halkın, özellikle kadınların bu kadar sahiplenmesine rağmen netice ne olur? Bediüzzaman Hazretleri yüz yirmi talebesiyle 1934’de Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilir. Suç teşkil edecek hiçbir delile rastlanmaz. Bu yüzden kanaat-i vicdaniye ile keyfî bir şekilde Bediüzzaman’a 11 ay, on beş arkadaşına 6’şar ay ceza verilir, diğerleri serbest bırakılır… Bediüzzaman Hazretleri, bu karara itiraz eder. Cezanın beygir hırsızlarına ya da kız kaçıranlara lâyık olduğunu, ya serbest bırakılmasını, ya idam edilmesini ya da yüz bir sene hapsedilmesi gerektiğini ısrarla belirtir.

Risâle-i Nur Külliyatının satırları arasında mahkeme safhalarını adım adım takip etmek mümkündür. Bediiüzzaman Hazretlerinin hukuk mücadelesi gerçekten yakın tarih sayfaları arasında yer alan altın sayfalardır… (A.g.e.)

Bediüzzaman, Tesettür Risâlesi içinde yer alan “Merkez ve payitaht-ı hükümette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet adi bir kundura boyacısı dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayasız yüzlerine bir şamar vuru-yor!” satırları yüzünden almıştır mahkûmiyet cezasını.

Başka bir eserinde Eskişehir Mahkemesini “Mahkeme, kendini ve hakimlerini ebedî mahkûm ve mahcub eylemiş!” di-yerek yorumlar.

İTİRAZI OLAN VAR MI?

Günümüzde hemcinslerimiz bütün dünyada basın yayın organlarında “cinsel meta” yani ticârî değeri olan bir mal olarak kullanılmaktadır. Reklâmdan sinema sektörüne, defilelerden gazetelerin arka sayfalarına kadar uzanan bir silsiledir bu. Öylesine küresel azgın bir çarktır ki masum çocukları bile istismar eder. Kadınların ölüsünü bile paraya çevirir. (İntiharının üzerinden kırk yıl geçmesine rağmen ‘ilahe’ olarak sunulan Marilyn Manroe’nun hâlâ mezarında bile rahat bırakılmaması ne kadar ibretlidir!)

Bugün kadınlara yönelik cinsel suçlardaki artışlarda kadının kendini teşhir etmesindeki pay büyüktür şüphesiz.

Bu tesbite itirazı olan var mı?

(“On adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın” der Bediüzzaman Tesettür Risâlesinin Birinci Hikmetinde. Önümüzdeki hafta da bu tesbiti açmaya çalışalım)

20.04.2008

E-Posta: yasemin@yeniasya.com.tr

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: